4 Haziran 2011 Cumartesi

SBS Heyecanı


İlköğretim 8. sınıf öğrencileri için düzenlenen Seviye Belirleme Sınavı (SBS)'ye 1 milyon 70 bin 148 öğrenci girdi. Öğrenciler, sınav soru ve cevaplarına saat 13.30'da Milli Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinden ulaşabilecek.

SBS, tüm il merkezleri ile başvuru sayısına göre gerekli görülen bazı ilçe merkezlerinde, yurt dışında ise Lefkoşa, Trablus, Riyad, Medine, Cidde, Tebük, Kuveyt, Aşkabat, Taşkent, Bakü ve Bişkek'te yapılıyor.

SBS yurt içi ve yurt dışı tüm sınav merkezlerinde Türkiye saatiyle 10.00'da başladı.
Sınava giren 1 milyon 70 bin 148 ilköğretim 8. sınıf öğrencisine 100 soru yöneltilecek ve 120 dakika süre verilecek.

Sınav başladıktan sonra ilk 20 dakika içinde gelen öğrenciler sınava alınacak, ilk 30 dakika içinde ise sınav salonu terk edilmeyecek. Sınav bitimine 15 dakika kala özürlü öğrenciler hariç sınav salonundan kimse çıkarılmayacak. Sınav salonunda tek aday kalmayacağından dolayı en az 2 aday bırakılacak.

Windows 8

Zdnet'in haberine göre, Windows Phone tipi arayüzle tabletiniz üzerinde çalışmalar yaparken, iş yerinize geldiğinizde tabletinizi bir monitöre, klavyeye ve fareye bağladığınızda geleneksel iş bilgisayarına kolaylıkla dönüştürebileceksiniz.

Windows 8'in en önemli özelliklerinden biri olan "Modern Shell" yani kısaca "Mosh" ismi verilen işletim sistemi. Bu sistem taşınabilir alanlarda kullanım alanını yaygınlaştırmak için geliştirilmiş. Bu sistem, tablet PC'lerde dokunmatik ekranlarda kullanılabildiği gibi dokunmatik ekrana sahip olmayan laptoplarda da klavye ve mouse ile kullanımı imkanı sağlıyor. Microsoft, kullanıcıların dokunmatik merkezli mod ile geleneksel arayüz modu arasında bir anahtar vasıtasıyla geçiş yapabileceklerini geçtiğimiz günlerde netleştirdi.

29 Mayıs 2011 Pazar

'Nerden' Demenin Ne Önemi Var ki?

Nerden?
 Çok sorulan bu sorunun cevabını tam olarak kim verebiliyordur ki? Aslında ‘nerden’ diye soran kişi de acaba ne tür bir karşılık duymak istiyordur bilinmez.
 Son zamanlarda internet üzerinde sohbet odalarına, oyun odalarına sık takılmaya başladım. Oyun için veya sohbet için, önce kendine bir oda açmakla işe başlıyorsunuz. Daha sonra açtığınız odaya sohbet edecek veya oynayacak birilerinin gelmesine kalıyor iş.
 İlk günlerde bayağı acemi idim. Biraz paniklemiştim. Odaya gelen ilk etapta NERDEN diye soruyordu. Ne diyeceğimi bilemedim. Yalan söylesem fark edilir mi korkusu, doğru söylesem acaba tanıdık çıkar mı korkusu yaşadım. Sanki yaptığım iş büyük bir suçmuş gibi. Derken bu işe de alıştım. Onlar sormadan ben soruyordum duruma göre de cevap veriyordum.

Severken Güvensizlik

Sevdiğin kadar yaşarsın bu hayatta. Hayata sadece sevdiğin zamanlarda dokunursun. Toplu iğne bile batınca farklı acıtır sen severken. Severken insan yaşamaktan başka bir tad alır. Sevmediğin zamanlarda sadece nefes alırsın. Sanki emanet bedenini seveceğin zamanlara taşımak ister gibi zaman öldürürsün. Günler geçsin istersin, ama günler neden geçer bilmezsin. Sevmek hayatı anlamlı kılar.
 Sevmek zordur diken gibi, herkes sevilmez. Sevgi bir kapıyı çalmak için yanında iki kardeşini, saygıyı ve güveni görmek ister. Üçünün arkasında ise sevişmek vardır. Sevişmek hepsini birden iteler arkadan kapıya doğru. 4'ü birden bir araya gelince işte orda aşk olur. Aşk kapıyı çalmaz, kapıya yüklenir açmak için. Aşk o kadar nadir uğrarki, aşk kapıyı çalınca, dondurmaya bakan yaramaz çocuklar gibi yelkenlerini suya indirirsin. Genelde aşkı görünce yüklenmeyi beklemez kapı kendiliğinden açılır. Olaki kapı açılmazsa bir süre bu 4 birader bekleşir kapı eşiğinde. Hatta sahiplenir başkasını da sokmamaya çalışır.

İnsanoğlu

Kaybolabilsem şöyle birkaç yıl ortalıklardan
Herkesten uzak bir şehre yerleşebilsem
Kimsenin beni tanımadığı
Benimse kimseyi tanımak istemeyeceğim
Maviliklerin arasında
Kuşların melodisi eşliğinde
Sadece ben kalabilsem..
Mutluluğu orada bulabilsem.
Hatıralar,yaşanmışlıklar bavulda kalsa
Ve benim bavulun içindekilere hiç ihtiyacım olmasa
Sığınacak 4 duvarım olsa
Duvarların her biri mutlu renklerle boyansa
Siyah renk hayatımda hiç yer almasa
Gökkuşağı hep gökyüzünde asılı kalsa
Yağmur yağdığı zaman ki toprak kokusu her zaman olsa
Sonbahar da olsa kış da olsa
Karamsar olunmasa
İnsan kendine mutlu olacak
Bir sebep her zaman bulabilse
İşte hayat bu
Ve yaşamaya değer her zaman diyebilse
pişmanlık hiç olmasa
Keşke…”keşke”ler sadece 1 kez kullanılsa
“İyi ki yapmışım” lar kaplasa 4 bir yanımızı
dostlar. 

27 Mayıs 2011 Cuma

Kadının Anlaşılamaması :)

  Kadınları anlamaya kalkmayın hiç…Kadınların gerçekten ne demek istediğini bilmek istiyorsanız (bunun her zaman tehlikeli bir şey olduğunu belirtmek gerekir) yüzlerine bakın, sakın dinlemeyin…” demiştir, İrlandalı yazar Oscar Wilde Önemsiz Bir Kadın adlı eserinde…
 Bu teoriyi günümüzde Türkiye’de bulunan kadın ve erkeklerin durumunu ele aldığımızda biraz farklı bir gerçek ortaya çıkabilir. Zira Türk erkeği kadınları ne anlamaya çalışır ne de yüzlerine bakmayı tercih eder. İstisnalar mevcuttur pek tabi, ben genel durumdan bahsediyorum…Türkiye’de bu duruma eskilerden kalma ataerkil inançlar mı, yoksa erkeklerin en az kadınlar kadar ilgisini çeken bir çok başka kavramınlarında çok sayıda bulunması mı neden oluyor bilinmez çünkü zaman değişim çağı. Fakat, belki de değişmeyen tek şey şu: her Türk kadını onu “anlayabilecek” bir erkek istiyor; meslek, dış görünüm, varlık ya da diğer dış etkenler hep bu ilk dilekten sonra geliyor.

Kaçış...

Yüreğin, kendinden kaçışına şahit oldunuz mu hiç? Ardı arkası kesilmeyen,ön/arka yüzü olmayan,aralıklı mesafelerle koşulan bir yolculuk özeti gibi.Uzunluğun gölgesinde büyüyen bir kısalıkta… Kendinizden de içeri olan bir benlikte, savrulan güz yapraklarının kuruluğunda hışırdayan bir tınıyla başlayan bu senfoni,ivme kazandırır oracıkta tulu eden yüksek akıma. Nasıl bir akımdır bilinmez ama,ateşiyle kasıp kavuran,yaşlarıyla bir damlayı yağmurlara boğan, rüzgarıyla küçük bir ateş kıvılcımını alevlendiren, toprağıyla bağrının ortasına düşmüş savunmasız tohumu devşiren verimlilikte ve derinlikte olan bir şey sanki. Taşkınlıklarıyla yüreğe husumet verse de sevgi ırmağı,meczup oluşuna kani olur kalbin üst geçit noktası. Kilit değmiş sürgün kapılar,anahtarın izini sürer olur bu inanılmaz kaçışta. Yüreğin başka bir aşktan kaçışı normal görünebilir,ama ya kendi içinden kaçışı nasıl izah edilebilir ki? İç taraf dışarıya hükümlü; dışarıysa içeri hükmeden durumda.Gerisin geriye gitse de yüreğin kaçış planları,önünü alamaz gitmenin bozgun oyununa.Halbuki her şey güllük gülistandır o meskende.Her parça kendi bütününde saklıdır ve her özne kendi yükleminden sorumludur burada.